Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Mahur Beste'si Üzerine Bir Deneme
Ahmet Hamdi Tanpınar, romanlarında
temel sorun olarak Türk toplumunun batılılaşma sorunu üzerine durmuştur.
Batılılaşmanın Türk toplumu üzerindeki etkilerini incelerken zaman ve nesne
imgeleri kullanmış, etkilendiği batılı yazarlar gibi (Bkz: Freud) psikolojik
tahlillere büyük ölçüde yer vermiş ve romanlarında bu düzlem üzerinden temayı
aktarmıştır. Mahur Beste romanı da
kökleri Osmanlı’nın modernleşme döneminde olan bir ailenin tarihini ve absürt
aile bireylerinin betimlemesini anlatır.
Roman bir olay örgüsü
içermez ve dolayısıyla tamamı ile özetlenecek bir yapısı yoktur. İki Uyku
Arasındaki Düşünceler, Baba ve Oğul, İki Dünür, Behçet Bey’in Evlilik Yılları,
Garip Bir İhtilalci, Hısım Akraba Arasında, Eski Bir Konak ve Mahur Beste
Hakkında Behçet Bey’e Bir Mektup olmak üzere sekiz bölümden oluşur. Üzerinde duracağımız konu Behçet Bey karakterinin
zaman ve nesneyle olan bağlantısıdır dolayısıyla ilk bölümdür. Roman Behçet
Bey’in gece uykusunda uyanması ile başlar. Behçet Bey cılız, güçsüz, kısa boylu
ve çirkin biridir. Evinde tamir etmeye çalıştığı saatlerle, eşyalarla,
ciltlenmiş kitaplarla ve aslında sevmediği ama değer verdiği hizmetçisi Şerife
Hanım ile birlikte yaşar. Birden Behçet Bey’in aklına güzel bir kadın olan Cavide
Hanım’ın evine geleceği, Şerife Hanım’la anlaşamayacağı ve evin düzenini
değiştirebileceği gelir. Yazar burada hayatımıza yerleşmiş değerler ile yeni
gelenin çatışmasını verir.Daha sonra Behçet Bey’in antika eşyalarla ilişkisi ön
plana çıkar. Bu eşyaların hepsi Behçet Bey için değerlidir ve anlam
barındırırlar. Burada kendi zamansallığından koparılmış nesnenin imgesi
kullanılmıştır, nesnelerin içkin anlamları yoksa zamanla ve hafızayla
anlamlandırılırlar. Dolayısıyla maddesel varlık hiçbir değer taşımaz,
nesnelerin özünde barınan anlamlar değer taşır. Tanpınarın’ın burada nesne
üzerinden maddesel var oluş ile özsel nitelik çatışmasını verdiğini
görebilmekteyiz. Öyleyse nesneler biçim itibari ile ne kadar değiştirilirlerse
değiştirilsinler taşıdığı özler ve anlamlandırıldığı hafızalar dolayısıyla aynı
statüdedirler. Tanpınar’ın “antika” veya “nesne” yorumunu Osmanlı’nın son
dönemlerindeki bu biçimsel ve toplumsal değişimler ile bağdaştırabiliriz.Çünkü
hali hazırda birçok açıdan değiştirilmeye çalışılan Osmanlı toplum yapısının
taşıdığı öz dolayısıyla ne kadar değiştirilebileceğinin muamması nesnenin özsel
imgesi ile benzemektedir.
Behçet Bey
zamansallık ile anlamlandırdığı nesnelere bakarken bir aynaya bakar ve kitapta
anlatılan her şey geçmişe dönmeye başlar. Buradaki nesnenin ayna seçilmesinin
sebebi Tanpınar’ın gerçeklik ve özü görme eleştirisi olabilir. Gerçeklik zamanın gecikmiş yansımasının zihindeki
tezahürüdür, öyle ki insan duyuları yoluyla edindiği bilgiyi yorumlarken harcadığı
süre dolayısıyla geçmişte yaşar ve şimdi yoktur. Tanpınar’ın yine burada
nesneyi zamanın imgesi olarak kullandığını ve nesnelere anlam yüklerken yine
zaman ile bağıntılı olarak bunu karakter üzerinden verdiğini görebiliriz.
Behçet Bey’in tüm bu nesnelere ve zamana takıntısı diğer karakterlerden çok
ayrı olarak absürt düzeyde verilir. Bu da kitapta Behçet Bey karakterine bir
odak toplanmasını sağlar ve karakteri psikolojik yapısı ile öne çıkarır.
Mahur Beste’de Osmanlı’nın modernleşme dönemi sıkıntılarını anlamak için önce karakterlerin psikolojik tahlillerini ve zaman üzerinden verilen nesnenin imgesini anlamak gerekmektedir. Dolayısıyla Mahur Beste’de, Behçet Bey gibi başlıca karakterler ve imgeler Tanpınar’ın Osmanlı’nın modernleşme eleştirisini anlamak adına metnin diğer unsurlarından daha fazla önem teşkil etmektedir.
ZEKİ ÇELİK
Yorumlar
Yorum Gönder